Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın 212 günlük tutukluluğunun ardından tahliye edilmesine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Özel, tahliye kararının “sonuçta doğru bir karar” olduğunu belirtirken, Atalay’ın milletvekili seçildikten sonra 212 gün boyunca özgürlüğünden mahrum bırakılmasının “yanlış” olduğunu vurguladı.
Atalay’ın Anayasa Mahkemesi kararına rağmen uzun süren tutukluluğu, Türkiye’de yargı bağımsızlığı ve yasama dokunulmazlığı tartışmalarını alevlendirmişti. Özel’in bu açıklamaları, yargı süreçlerine yönelik eleştirel bakış açısını bir kez daha ortaya koydu.
Özel’den Yargı Sürecine Sert Eleştiri: “212 Günlük Yanlış”
Özgür Özel, Can Atalay’ın serbest bırakılmasının ardından yaptığı ilk değerlendirmede, kararın doğruluğunu teyit etmekle birlikte, bu karara ulaşılana kadar geçen sürece dikkat çekti. Özel, “Verilen karar sonuçta doğru bir karar. Ancak 212 gündür yapılan yanlıştı. Anayasa Mahkemesi’nin kararı uygulanmalıydı.” ifadelerini kullanarak, yasama dokunulmazlığının önemine vurgu yaptı. Atalay’ın özgürlüğüne kavuşmasının sevindirici olduğunu ancak bu durumun, hukuk devleti ilkelerine aykırı bir sürecin sonu olduğunu belirtti.
Can Atalay Kimdir ve Süreç Nasıl Gelişti?
Gezi Parkı davası kapsamında tutuklu bulunan avukat Can Atalay, 14 Mayıs Genel Seçimleri’nde TİP’ten Hatay Milletvekili seçildi. Seçimin ardından milletvekili dokunulmazlığı kazandığı için tahliye edilmesi bekleniyordu. Ancak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Atalay’ın talebini reddederek tahliyesine hükmetmedi. Bu ret kararı üzerine TİP, konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.
Anayasa Mahkemesi, Can Atalay hakkında “seçilme hakkı” ve “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı” ihlali kararı vererek, tahliyesini ve yeniden yargılanmasını talep etti. Ancak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararını uygulamayarak dosyayı Yargıtay’a gönderdi. Bu durum, yargı içinde Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması tartışmalarını zirveye taşıdı.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Arasındaki Kriz
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi’nin Atalay hakkındaki ihlal kararını tanımadığını belirten bir karar yayımladı ve bu kararı veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu. Bu gelişme, Türkiye’de yargının içindeki hiyerarşi ve Anayasa’ya uygunluk ilkesinin sorgulanmasına yol açtı. Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararı kaldırıldı ve Atalay’ın dosyası yeniden İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme, bu kez tahliye talebini kabul ederek Can Atalay’ın serbest bırakılmasına karar verdi.
Yasama Dokunulmazlığı ve Hukukun Üstünlüğü Mesajı
Özgür Özel’in açıklamaları, Can Atalay’ın yaşadığı sürecin, sadece bireysel bir mağduriyet olmaktan öte, Türkiye’deki yasama dokunulmazlığı ve hukukun üstünlüğü ilkeleri açısından derin endişeler yarattığını gösteriyor. Özel, bu sürecin bir daha yaşanmaması gerektiğini belirterek, yargı organlarının Anayasa Mahkemesi kararlarına uymasının hayati önem taşıdığını vurguladı. “Millet iradesinin tecelli ettiği TBMM’nin saygınlığı, her yargı kararının üzerinde tutulmalıdır,” diyerek, parlamentonun rolüne dikkat çekti.

