İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Medya A.Ş.’nin eski Genel Müdürü İpek Elif Atayman’ın tutuklanması, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. 4 Haziran’da gözaltına alınıp, 5 Haziran’da “örgütlü dolandırıcılık” suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderilen Atayman için ailesi, sürecin siyasi olduğunu ve “düşman hukuku” anlayışıyla hareket edildiğini iddia etti.
Atayman’ın ailesi, yapılan açıklamada, tüm işlemlerin yasalara uygun olduğunu ve Ekrem İmamoğlu’nun ilk dönemindeki başarılı çalışmalarının bir bedeli olarak hedef alındığını savundu. Aile, bu tutuklamanın İBB yönetimine yönelik bir yıpratma operasyonu olduğunu öne sürdü.
Süreç Nasıl Gelişti?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 27 Mayıs 2024 tarihinde başlatılan bir soruşturma kapsamında, İBB Medya A.Ş.’nin eski Genel Müdürü İpek Elif Atayman, 4 Haziran Salı günü gözaltına alındı. Bir günlük gözaltı sürecinin ardından, 5 Haziran Çarşamba günü çıkarıldığı İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “örgütlü dolandırıcılık” suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Atayman’a Yönelik Suçlama Ne?
İpek Elif Atayman’a yöneltilen “örgütlü dolandırıcılık” suçlaması, Ekrem İmamoğlu’nun İBB Başkanlığı’nın ilk döneminde İBB Medya A.Ş. bünyesinde gerçekleştirilen bazı işlemlerle ilgili. Atayman, savunmasında, görev yaptığı süre boyunca tüm eylem ve işlemlerin yasal mevzuata, kurum içindeki onay mekanizmalarına ve özellikle İBB Hukuk İşleri Daire Başkanlığı’nın görüşleri doğrultusunda yapıldığını belirtti. Atayman, suçlamaları reddederek masum olduğunu vurguladı.
Ailenin “Düşman Hukuku” İddiasının Temelleri
İpek Elif Atayman’ın ailesi, tutuklama kararının ardından kamuoyuna yaptığı açıklamada, hukuki sürecin siyasi saiklerle yürütüldüğünü öne sürdü. Aile, “düşman hukuku” tabirini kullanarak, yargı sürecinde Atayman’a vatandaş muamelesi yerine, bir düşman gibi yaklaşıldığını savundu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
- Siyasi Karar İddiası: “İpek Elif Atayman’ın tutuklanması, tamamen siyasi bir karardır. Ekrem İmamoğlu’nun İBB Başkanlığı döneminde, Medya A.Ş. Genel Müdürü olarak gösterdiği üstün başarı ve etkin yönetim, onun hedef seçilmesine neden olmuştur.”
- Hedef Gösterme ve Yıpratma: “Soruşturmanın yerel seçimlerin hemen ardından, 27 Mayıs’ta başlatılması ve Atayman’ın apar topar tutuklanması, bu davanın İBB yönetimini yıpratma amacı taşıdığını açıkça göstermektedir.”
- Delil Yetersizliği ve Geçmiş: “Atayman’ın 25 yıllık tertemiz geçmişi, mesleki dürüstlüğü ve başarılı kariyeri göz ardı edilerek, somut delillerden yoksun, zorlama yorumlarla ‘örgütlü dolandırıcılık’ gibi ağır bir suçlamayla karşı karşıya bırakılması kabul edilemez.”
- Hukuk Devleti İlkelerine Aykırılık: “Bu dava, hukukun üstünlüğü ilkesinden uzaklaşarak, kişilere değil, ‘düşmana’ uygulanan bir anlayışın tipik bir örneğidir. Hukuk devleti ilkesine aykırı bu uygulamanın karşısında duruyoruz.”
Tutuklamanın Zamanlaması Neden Tartışılıyor?
Ailenin açıklamalarında, soruşturmanın ve tutuklamanın zamanlaması özel bir vurguyla ele alındı. Yerel seçimlerin hemen sonrasına denk gelmesi, davanın siyasi motivasyonlarına dair şüpheleri artırdığı iddia edildi. Atayman’ın ailesi, delil yetersizliğine rağmen böylesine ciddi bir suçlamayla tutuklama kararı verilmesinin, hukuki değil, siyasi bir müdahalenin işareti olduğunu belirtti.
İpek Elif Atayman’ın ailesi, hukuka uygun bir yargılama süreci talebiyle adalet arayışlarını sürdüreceklerini ve kızlarının bir an önce serbest bırakılmasını beklediklerini ifade etti. Bu tutuklama, İstanbul siyasetinde ve kamuoyunda tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor.

